Pet Şişelerdeki Tehlike

31

Havaların ısınmasıyla suya olan ihtiyacımız daha da artıyor. Daha çok susamaya başlayacağız. Yanımızda su taşımak da günlük alışkanlıklarımızdan biri haline gelecek. Çantamıza atacağımız su elbette bir pet şişenin içinde olacak. Pet şişeler o kadar zararlı ki… Çantanıza onu atmadan önce bir kez daha düşünün, mümkünse ona veda edin. Havaları ısınması pet şişelerin zararını da artırıyor.

pet2 Pet Şişelerdeki Tehlike Pet Şişelerdeki Tehlike pet2

Kalp hastalığı – diyabet riski

Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki pet şişe içerisindeki sıvı tüketiminin verdiği zararların, yıllar sonra bile karşımıza çıkabileceğinin sinyallerini veriyor. İlk başta kalp rahatsızlıkları olmak üzere, kadınlarda pek çok rahatsızlığı tetiklediği belirlenmiştir.

Harvard Üniversitesi School of Public Health araştırmacılarının öğrenciler üzerinde yaptıkları inceleme ve araştırmalardan korkunç sonuçlar elde ettiler. Bu araştırmada; bir hafta boyunca plastik şişelerden su içen öğrencilerin idrarlarındaki incelemede BPA maddesinin yüzde 69 arttığı görüldü. BPA maddesi, dişilik hormonu östrojene benzeyen bir madde. Bu madde büyüme bozukluklarına, doğumsal kusurlara, kalp hastalıkları ile diyabet riski artışına sebep oluyor.

Avustralya’nın pek çok bölgesinde plastik şişe sularının satışını yasakladı. Neden yasaklandığını merak ediyorsanız, işte pet şişelerin içinde bizi bekleyen tehlikeler…

pet4 Pet Şişelerdeki Tehlike Pet Şişelerdeki Tehlike pet4

Plastik şişeleri güneşte bırakmayın

Özellikle sıcak su, buhar ve içecekle temas eden plastik bardak, plastik karıştırıcılar, plastik biberonların kullanımları engellenmeli ve kısıtlanmalıdır. Plastik bardak ve biberonlara konulan ve sıcaklığı 70–90 olabilen sıcak sıvılar kanser yapan maddeleri içermektedir.

Her üç plastik şişe suyundan birinde sentetik organik kimyasallar ve bakteriler bulunduğunu açıklayan New York merkezli Doğal Kaynakları Koruma Konseyi (NRDF), pet şişeler yerine insanların daha güvenli ve ucuz içme suyuna sahip olabileceklerini belirtti.

Küresel içecek endüstrisinin en hızlı büyüyen sektörü olan plastik şişe suyu hem sağlığa hem çevreye yönelik yüksek riskler içeriyor. NRDC’nin yaptığı araştırmada her üç sudan birinde sentetik, organik kimyasallar ve bakteriler tespit edildi. Plastik şişelerin içindeki sular özellikle çocukları etkiliyor; suların içindeki zehirli toksinlerin kalp, şeker ve kanser hastalıklarına neden olabileceğini vurguluyor.

Hafiflik, dayanıklılık ve ucuzluğu ile bir anda hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen pet şişeler hakkında Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBTAM) Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel ile doktora öğrencisi uzman Mustafa Abdullah Yılmaz tarafından da bir çalışma yürütüldü.

Pet şişenin içindeki suda 5 çeşit kimyasal

pet3 Pet Şişelerdeki Tehlike Pet Şişelerdeki Tehlike pet3
Araştırmada, plastiklerin temas ettiği gıda ve içme suyuna ‘Chimassorb 81, Oleamide ve Irgafos 168′ isimli plastik katkı maddelerinin geçtiği belirlendi. 8 gün güneş ışığında bekletilen pet şişelerde ise antioxidant 2246 ve Butylated Hydroxytoluene (BHT) maddeleri tespit edildi. Söz konusu kimyasalların uzun vadede iç organlara ciddi zararlar verebileceğini söyleyen Prof. Dr. Hamdi Temel, “BHT maddesi kan, karaciğer, merkezi sinir sistemi için toksik olabiliyor. Bu maddeye uzun süreli maruz kalma durumlarında hedef organlarda hasarlar meydana gelebiliyor” dedi.

Prof. Dr. Hamdi Temel, her gün kullanılan bu sulardan geçen polimer katkıların vücuda dahil olmalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi. Süper marketten alınan bir pet şişede ölçümleri yaptıklarını ifade eden Temel, “Chimassorb 81, Oleamide, Irgafos 168, kimyasal maddelerini burada gördük. Daha sonra acaba güneş ışınlarına maruz kalan pet şişelerde yaptığımız incelemede ise bu üç kimyasal maddenin yanında Antioxidant 2246 ve Butylated Hydroxytoluene maddelerini de rastladık” diye konuştu.

Bu tip kimyasal maddelere ömür boyu maruz kalınacağından ötürü iç organların ciddi manada zarar göreceğini dile getiren Temel, “Biz bu katkı maddelerini vücudumuzda depolamaya başlayacağız ve bunlar belli bir oranda vücutta birikecek. Bunlar kimyasal katkı maddeleri olduğu için hücrelere çok büyük zarar verecektir. Chimassorb 81 böbreklerde ve akciğerlerde çok büyük bir tahrip yapıyor. Butylated Hydroxytoluene böbreklere, akciğerlere ve solunum sistemlerine çok büyük zarar veren maddeler. Chimassorb 81 fazla olduğunda bunu yüzünüzü yıkamada kullandığınızda yüzünüzün kuruduğunu, gözlerinizin yaşardığını hissedersiniz” dedi.

cam Pet Şişelerdeki Tehlike Pet Şişelerdeki Tehlike cam

Pet şişeler yerine cam ürünleri ve testileri tavsiye ettiklerini dile getiren Temel, şöyle devam etti: “Biz cam veya eskiden kullanılan toprak kapları, testileri tavsiye ediyoruz. Güneş ışınlarına direkt maruz kalan pet şişeleri kullanmalarını tavsiye etmiyoruz. Buz içinde olan pet şişeleri de tavsiye etmiyoruz. Küçük pet şişeleri kullanmasınlar. Su azaldıkça hacim küçüldükçe kimyasalların oranı artacaktır ve biz bu kimyasallara daha fazla maruz kalacağız. Ama hacim büyüdükçe seyrelme artacak. O kimyasalların seyrelmesi de artacak ve vücuda zararı daha az olacak”

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şuayib Yalçın ise pet şişedeki suyun kansere neden olduğuna dair kanıtlanmış bir verinin olmadığını söyledi. Pet şişeden önce sigara, ve alkolden uzak durulması gerektiğini ifade eden Yalçın, “Pet şişenin kanser yapan bir etkisi olsaydı pet şişe kullanan ülkelerde mide, yemek borusu ve mesane kanseri oranlarının artmış olması gerekirdi. Pet şişenin kansere neden olduğunu söylemek doğru değil. Pet şişeler uygun şekilde üretilmeli ve üretim süreçleri denetlenmeli. Tekrar tekrar kullanmaktan da kaçınılmalı” dedi.

Topuz:

Kanser hakkında çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Erkan Topuz ise meslektaşıyla aynı fikirde değil. Güneşte duran pet şişelerin kanser riskini arttırdığını söyleyen Topuz, “Eve damacanayla alınan su hemen cam boşaltılmalı. Günlerce bekletmek doğru değil. Pet şişeler kesinlikle güneşte durmamalı. Aksi taktirde plastikteki maddeler suya geçiyor. Ekonomik nedenlerle bunlar plastikten yapılıyor, ama en sağlıklısı cam” ifadelerini kullandı.

60 kez kullanılması gereken damacaların neredeyse bin kez kullanıldığını belirten Topuz, Yerel yönetimlerin bunu denetlemesi gerektiğinden bahsetti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here